Geçen gün içtiğim içkilerin toplamı bazı insanların bir aylık içki stokuna eşdeğer. Devlet erkanı uyarmasaydı, bugüne bir damla dahi içki kalmayacaktı. Dua edin devlete, devlet babaya. Bak hiç devlet ana deniyor mu? Denmez. Ana olan yasa. Anayasa. Yine olan kadına yani. Çok içki içmeyin!
Zaten bu içki meselesi de yanlış anlaşılıyor. İçen suçlu, içmeyen makbul. Oysa ben içmesem ekonomiye kim can verecek? Vergi dediğin nedir: İçenin fedakârlığı, içmeyenin konforu. Ülke ekonomisi bir gün tamamen benim mide asidime bağlanırsa şaşırmayın.
Akşam içtiğim son kadehi kaldırırken düşündüm: "Devlet olmasa ben bu kadehi nasıl kaldıracağım?" Çünkü kadehi kaldırmak bile bir kamu hizmetidir, bilek gücü var sonuçta. Evdeki lambayı bile devlet yakıyor sandım bir an, elektrik faturasını görünce yanılmadığımı anladım.
İçki dediğin sadece mideye değil, devlete de hizmet eder. Her kadeh, vergi dairesine bir dua; her rakı, anayasanın manevi desteği. Öyle bir içtim ki, bardaklar kendi kendine devlete vergi yatırıyor sandım. Sonra fark ettim, bardaklar da devlet memuru gibi bakıyor, "Hesap sende ama ruh bizde" diyorlar.
Kadehleri kaldırırken bir an göz göze geldim, bardaklar aslında gizli devlet memurlarıymış. Şarap kadehi raportör, rakı kadehi müfettiş, viski kadehi ise müfettiş yardımcısı... Her yudumda gizli bir teftiş var. "Bu vatandaş görevini yaptı mı?" diye soruyorlar. Ama merak etmeyin, siz sadece içiyorsunuz gibi görünüyorsunuz; aslında devletin moralini yükseltiyorsunuz.
Hatta düşündüm de, kadehleri biraz fazla doldursak ne olurdu? Belki anayasa patlayacak, yasalar bardaklara dönüşecek, ve bir sabah uyanınca devlet memurlarının hepsi içi dolu bardak formunda kapınızda belirecek. "Hukuk eğitimi aldık, ama önce kadeh eğitimi şart" diyecekler. Bu durumda tek yapmanız gereken saygıyla kadehi kaldırmak; çünkü kadeh kaldırmak da bir görevdir, tıpkı seçim günü oy kullanmak gibi kutsal bir ritüel.
Devlet baba her zaman gözlemliyor, ama kimse "devlet anne" diyemiyor. Çünkü anne zaten içeride, evin işlerini çekip çeviriyor. Yasalar, maddeler, kural koyan herkes kadın rolünde: Anayasa, yönetmelik, tüzük… Bak "anayasa" diyoruz; yine yük kadına. Yasayı bile ana yapmışlar, sorumluluk büyük. Devlet baba oturup dinleniyor; ana yasa evi çekip çeviriyor. Babalar günü indiriminde anayasanın adı geçmiyor mesela, halbuki yük onda. O kadar çok iş var ki, devlet baba sadece koltukta oturuyor. Ama biz onu alkışlamayı ihmal etmeyiz. Şak şak şak!
Sonra içkiyi bırakıp su içmeyi deniyorsunuz. Ama su içmek de bir sorumluluk, çünkü suyun içindeki hidrojen bile vergiye tabi değil mi? İşte bu yüzden ölçülü için; fazla kaçırırsanız, devlete zarar gelmez belki fakat Anayasa'nın morali bozulur, bunu söyleyebilirim.
Dikkat! Devlet baba her zaman izliyor, ve eğer kadehleri yanlış tutarsanız, anayasa başını sallayıp küçük bir uyarı yapıyor. "Yani fazla kaçırma" diyor bakışlarıyla. Fakat biz yine de devam ediyoruz; çünkü içki bir sanattır, bardaklar birer memurdur ve devletin ruhu, her damlada saklıdır.
Fazla içmek yasaya karşı gelmek değildir, ama anayasanın moralini biraz sarsabilir. O yüzden fazla içki içmeyin, ölçülü için, saygılı için ki ertesi sabah yine devlete şükredecek enerjiniz kalsın. İçkinin de bir adabı var zira. Kafayı bulacaksan bile devlete saygılı bul. Devlet babaya saygıda kusur etmeyin çünkü kadeh sizin, yük anayasanın.
Ve unutmayın: Devlet babaya dua edin, kadehlerinize sahip çıkın ve bardakların gizli teftişine boyun eğin.