6 Aralık 2013 Cuma

Vakitsizce



Suskun günlerimde uyku kol geziyor
Tertipsiz her yanım
Alıştı yaprakların sesine
kulaklarım vakitsizce

Yalnızlığın korkutuyor beni
Bir yaz akşamı
karanlığına tesadüf etmemiş
ben
yıkılacağım vakitsizce


13 Kasım 2013 Çarşamba

Ölmek İçin Doğmak

rastgele yazdım kağıda, döküldü kelimeler.
birisi sandalyenin uzak köşesine falso aldı.
kimsin sen, baggio musun?
aklım bir zamanda kaldı, o da kadınların imtihanında boş kağıttı.

melodiler dizilirken rüzgar,
yaz mevsimi,
aşkları sarhoş etti.
kim eksik kalmış yazdan aşka...
kim falsosuz bir orta yapmış,
gol olunca beraber sevinen
gol kaçınca tek başına üzülen.

her bireyin yaşamı
baggio vuruşu,
üst direkten yelini serip, tribünlerdeki aşıklara öpücük atan mezarcı gibi.

ölümle yaşam arası, doğduğun günü hatırlamamak.
yaşam, doğarken ölümü görmek gibi ansızın.
kah falsolu kah burunla öpmek gibi topu.

18 Temmuz 2013 Perşembe

İç Gezegenim


kalın bağırsaklarımı doladım
durağan bir yaşamın kaçışına izin veremezdim.
daha sıkı, hadi
durma!
yukarıya doğru çıkarken, duraklarım
süzülen kanlarımda alkolü ararım.
dün gece, hayır
iki gün önceye ait bir öpüşme sonrası

pişmanlığı.
kim o, o kim...
o ki yalnızlığın içinde sürüklenen bir bedenin boşluğuna tükürdüğü kuyudan çıkan görkemli bir ses.
en büyük sessizlik, başka büyük yok!

gizimdeyim, gizlerken kaçışlarımı.
içsel bağlantılarımı söküp de tamir ettim.
bir tek sana kıyamadım ciğerim.
halbuki sabah ezanı sesi ile iftarımdın sen benim.
herkes kalp diye sevdi, ben seni sevdim.
ak ya da kara.
ne fark eder ki, 
ismin benim için sadece sevda.

ben senin her şeyinim. 
belki de o her şeyin içinde bir şeyim.
her şeyinde arıza olan bir şeyim.
şeyhim belki de cumhuriyetin yakın olduğu dönemde.
devrim geliyor, devrim!
yıkılıyoruz yine, ciğerim.

aklım geziniyor sonbahar bahçelerinde.
takılıyor yine, takılıyor bir yerlerde.
nereye takıldı aklım.
takıyorum yine her şeyi her yere.
bir tek sen takmıyorsun genlerime.
gel dedim, iç gezegenime gel.
bir olsun genlerimiz, bir doğsun.
ciğerim.
kalbini birine ödünç mü verdin yine.
ah sen.
bu sefer giz saklandı tavanda
ismin bundan sonra kara sevda.

30 Ocak 2013 Çarşamba

Tarih




an ile ansızlığı yaşatıyor, her virgül sonrası cümle gibi.
kimi göklerde, kimi ağaç dallarında.
bir baba gibi, oğlunun oyuncağını kıranda kabahat.
çemkirir,
oğluna çemkiremediği için.
oğuldur, kıyılmaz başkasına dökülen kelimeler.
baba.
basittir aslında.
dakika ile belli olur, gerisi insana aittir, ismi baba.
andır yine, andırmaktadır.
ben de bir keresinde babamı uyurken izledim.
dibini göremedim gözlerin, dudağı oynasa nafile.
o günü hep hatırlıyorum.
belki de o günden sonra hiç hatır sormadım zamana.

babanın oğluna güvenmemesi kendi iktidarsızlığıdır.