Ve ardından da şöyle dense: “Ne istersen onu gerçekleştireceğiz, yeter ki iste.”
Sadece şunu isterdim:
Geçmişimin hiç kimse tarafından
bilinmemesini ve şair olarak bilinip, bana hiçbir şekilde ulaşılamaması.
Basit bir insanım aslında.
Bugün iki arkadaşımla birlikte,
konu nasıl geldiyse, “milyon dolarların olsa ne yaparsın” klişesi ile boğuştuk.
Bir arkadaşım “Önce istediğim
arabayı alırım, sonra kendime ait bir ev ve daha sonra birkaç ev ve dükkân
alır, kiraları ile hayatımı yaşarım,” dedi.
Diğer arkadaşım ise “Okul
yaptırır, oradan gelecek para ile basar yurtdışında hayatımı yaşarım,” dedi.
Sıra bana geldiğinde “Kütüphane
yaptırırım ulaşabildiğim her yere. Bir de ülkemin doğusunda yaşayan çocuklara
okuma imkânı sağlardım,” dedim.
Arkadaşlarımdan biri dönüp şunu
sordu: “Sahi, şu an ne kadar paran olmasını isterdin?”
“Şu an illa para isteyeceksem
eğer, satamayacağım şeyleri satın alabilecek kadar param olmasını isterdim,”
dedim.
İki arkadaşım da “Ne demek bu,
nasıl anlamadık,” dedi.
“İnsan alınıp satılan bir varlık
değildir,” dedim.
Ya bir kez olsun geyik yap, neyin
eksilir dediler.
Hâlbuki geyiğin ta kendisiydi
söylediğim.
Hatta tümden unutmak da olabilir
istediğim.
Hınç dolu şu yaşamı yok etmek mesela.
Geçmişi yükünden külliyen
kurtulmak, unutmak.
Yaşamı bir şekilde
şeffaflaştırmak. Huzurlu bir zaman çizelgesi.
Unutmak, kin ve düşmanlığı bilmemek.
Tüm geçmişini silmek.
İntikam, vicdan… Hepsinden yoksun
olmak, istediğim belki de.
Nihayetinde sağlıklı bir akıl
dileğim. Gerekli mi?
Bunu tartışmıyorum.