Ayrı Yazılmaksızın Bazı Kelimelere Meyilliyim

Sol anahtarsız başlayan notalar dizimi gibi yaşam. 

Denize girmek için evden çıktığım günü hafta içine denk gelmesi ve eve geri dönüp, gömleği ütüleyip, pantolonu ise kırış kırış giyerek ofise koşturmam ve duruşmaya 5 dakika kala adliyeye varmam. Bunlar aslında hiç olmadı. Rüyaların gerçeklikle alakası var ama yaşanması güç oluyor biraz. Zira henüz hafta içi ile hafta sonu hangi günlere ait bilmiyor değilim. 

İhtiyacım olanları yazıyorum artık. Aklıma güvenmiyorum. Güveni, sağlıklı ve gerçekten var olduğuna, inandığı şeylere saklamalı insan. Mesela yan komşunun köpeği var ismi Pirinç. Ona çok güveniyorum çünkü ne zaman açıksa yanıma geliyor. Diğer zamanlarda ise hiç rahatsız etmiyor beni. Çok anlayışlıdır. Ona güvenim sonsuz. Net çünkü kendisi. Neden geldin, ne var gibi sorularla beni uğraştırmadığı gibi gitmesini de biliyor. Güven konusunda bunların hiçbir ilgisi olmayabilir ama beni neden sevdiğini gerçekten çok iyi biliyor. Ben de. 

Yazılı ihtiyaç listemi elimde döndürürken bir kadınla çarpıştım alışveriş merkezinde. Mecburdum alışveriş merkezine gitmeye. Alacaklarımın bir kısmı sadece oradaki mağazalarda satılıyordu. Bu mecburiyeti her kim yaşatıyorsa onları alış ve veriş ile yok etmek istiyordum ki, çarpıldım. Çarptığım kadın benden özür diledi. Ben de şaşkın bir şekilde "Olur mu canım, benim dikkatsizliğim," dedim. Tevazu gösterdiği sanıyordu. Yeniden "Gerçekten özür dilerim, önüme bakmıyordum ve size çarptım," dedi. İncelik sırası bana geçmişti "Ben de elimdeki listeye bakıyordum, size çarptım. Bir yeriniz acımadı ya." "Hayır, acımadı, iyiyim ya siz," dedi. İyiydim ben ama artık gözlerim daha net görmeye başlıyor, kalbim yeni doğmuş çocuk gibi hızlı hızlı atıyordu. (Yeni doğanların kalbi hızlı mı atıyor?) Elimdeki listeyi göstererek "Bu sebep oldu," dedim gülerek. O da elindeki renkli bir sayfayı gösterip "Asıl bu neden oldu," dedi. Güldük. Tevazu sıramızı saldıktan sonra başka boyuta geçmiş, kendi olduğum yerin sadece ondan ibaret olduğu düşüncesiyle davranıyordum. "Kahve" dedim. Elindeki listeyi bir an unutmuştum. "Acelem yok aslında, içebiliriz," dedi. Yürüdük yürüyen merdiveni kullanarak. 

Evdeki bağlamanın en alt teli, ki müzik adamı ona öyle alt tel demez direkt notanın ismini söyler. Hadi sana kıyak olsun ben de bilgimi paylaşayım. Şimdi uzun bağlamada alt tel genellikle la notası sesinde giderken, kısa bağlamada alt tel re notasına çalar sesini. Ne farkı var bunlar, anlat dersen, yerin kulağı var der, kulak ile duymadıktan sonra yazının hiçbir çaresi olmayacağını söylerim. Hem müzikten bahsedeceğiz, müzik de değil notalardan, hem de hiçbir ses olmaksızın yazı ile bunları anlatım bilgisine dökeceğiz. Gerçekten aklını kaçırmışsın sen. Evet, sen. 

Dün bir Mayakovski şiiri okudum, ilk defa okuduğumu düşündüm. Daha önce okuduysam da hatırlamıyordum. Zaten ilk defa ise ya hatırlanmıyordur ya da bilinmiyordur. Şimdi aslında felsefeye girip, çok da güzel bir Sokrates ile Descartes patlatırdım burada ama doğuştan geldiğine inandığım bilgi kümesine ben de dahil olduğumu belirteyim ve felsefeye girmeksizin konuyu kapatayım. 

"Aşk! 
 Sen vardın usumda hep. 
 Yeter! 
 Bitirin bu aptalca oyunu. 
 İsterseniz eleştirin beni, 
 en görkemli serseriyim ben."
Mayakovski - Herkes ve Herşey İçin