22 Mart 2012 Perşembe

Anlayış


- Kim ölmek ister ki?
- Ben!


biriktirmiş olduğum kelimeler var fakat hiçbiri büyük ünlü uyumuna uymuyor.
ben de sırf bu yüzden yan yana kullanmıyorum. öyle savruk dolanıyorlar beynimde.
bir gün aklıma geldi, beynim de varmış.
sonra kağıda döktüm hepsini, uyum falan kalmadı.
ne büyük ne küçük.
hepsini darmadağın etti, cümle haline gelen kelimeler.
öyle çoştum ki; bir büyük içmiş gibi keyiften dört köşe oldum da, kimse görmesin diye siyah perde arkasına saklandım.
utanırım ben aslında. aynaya bile bakarken arkamı dönerim.
belli ki berberi değiştirme vakti gelmiş.

- doğduğumu anladım -

ellerini tuttuğum, dudağını öptüğüm, kalbini gördüğüm her kim ise,
dokunmadan hissettiğim her kimse,
bir sözüne dünyaları yıkmaya hazır olduğum her kimse,
kanımızın aynı olduğunu akmadan da bildiğim her kimse,
hepsi karşımdalardı.
doğduğum günden bugüne kadar hepsi, yaşamımda bir rol oynadılar da
ben öldükten sonra yeni bir role büründüler,
hiç bilmedikleri ama sürekli bekledikleri bir role.
anlayış!

- nihayet öldüm -

yeni rollerine alışmışlar.
her biri ne kadar da naif görünüyor.
bak dudaklarına bak!
bir kez olsun söylemediği kelimeleri birer birer döküyor mezar taşıma.
gözleri, elleri...
nasıl da narin.
kıyamam.
kurban olurum birbirinize duyduğunuz anlayışa.

illa ölmem mi gerekiyordu!

Hiç yorum yok: