31 Aralık 2010 Cuma

Yeni Yılda Eski Zaman



2010 yılı da bitti artık. Bugün son günü.

Herkes yeni yıl için dilekler diliyor. Çok gereksiz geliyor bu. Ve kimse fark etmiyor mu yılların geçtiğini. Her yeni yıl için ayrı ayrı hep aynı temennide dilek dilemek ne kadar dürüstçe davranış. Böyle tükettik her şeyi. Ve böyle tükenmeye herkes razı. Yazık ki, kimse geçen yıllardan feyzalmıyor. Neyse, canım sıkıldı yazayım dedim. Yeter bu kadar.

Ben de dilek dileyip gereksizliğe bir taş atayım kendimce.

Hep ama hep eskisi gibi olsun her şey. Yeni yıl(lar) için tek dileğim; her şeyin eskisi gibi saf, dürüst ve huzurlu olması. Bu kadar!

Kaan Tarıman - İçinden Söyle

29 Aralık 2010 Çarşamba

Kimsizlik

bana sen,
kim olduğunu söyle
binlerce sayfa yazı yazayım.
ve arkandan ağlayan kelimelere yanayım.
dur yapma, kölen olayım.
bir daha koyma ki
aklında soru işareti olayım.
ya da,
durma.
sen hep bana ünlem ol,
ben hep cümle sonunda sana saygı da kusur olayım.
yahut kusursuzluğun olayım.
bana sen,
kim olduğunu söyle...
ben,
kulun olayım.

Kimliksiz

Bana sen, kim olduğun söyle
binlerce sayfa yazı yazayım.
Ya da dur!
Sen hiç söyleme.

28 Aralık 2010 Salı

Yaşam

zaman geçsin diye, hepsi zaman için. 
her gün aynı saatler, dakikalar, saniyeler...
kandırmaca büyük. 
hayat 
devamlılık süreci; zamansızlık.

göz açılınca görünen, kapatınca kaybolan.

Kübizm Budur

27 Aralık 2010 Pazartesi

Düştüm Düşümde Hasta Dediler

Üç kere düştüm.
En son uyandığım düşlere gömüldü hepsi de.
Ayağımı saran bir tutam sevgiydi,
onu da rakıma damlattım.
Şifaya yol alma çabası, hasta da değildim,
bilirdim.
Hep hasta diye bakıldı.
Ben inkar ettim.
Kabul mu etmeliydim.
Sonbaharda düşen kahverengi yaprağın rengi...
Onu sorduğumda bile bana hasta dediler.
Halbuki kahverengi bir renk değildi gözümde.
Kahve mi...
Çok severim, dedim her defasında.
Yine de kurtulamadım,
hastalığımdır.
Halbuki tek ilacım vardı, anlamadı hastalığımı ortalığa çıkaranlar:
Bir tutam sevgi, çok mu hastayım ne.!

24 Aralık 2010 Cuma

Kum Gibi



Bazen hayatımı anlatır,
bazen ise hayatı anlatır.
Ama en çok da,
benim hayat bakışımı anlatır.

16 Aralık 2010 Perşembe

İncir Reçeli



Şarkı, Sezai Paracıkoğlu'na ait. Söz konusu filmde de başrolde oynayan erkek oyuncu kendisi. Çoğu dizi ve tiyatro oyunlarında da oynadı. Ben çok severim kendisini ve yaptığı her işi takip eder, izlemek için de çabalarım. Filmin vizyona girmesi yakındır, merak ediyorum ben de. Şarkının ismi aslında Duman fakat, filmin fragmanında dolaştığı için bu video ben de başlık olarak İncir Reçeli'ni uygun gördüm.
Umarım en kısa zamanda Sezai Parakcıoğlu da şarkıları ile daha güzel kayıtlarla, mesela albüm gibi, bizi buluşturur.

Rakıyı yudumlarkenki an, müthiş!

Unutmadan, Sezai Paracıkoğlu'nun diğer şarkılarını dinlemek isteyenler için myspace sayfası;
http://www.myspace.com/halilsezai

Akıl

saki derim ben ona. kah çıkar kah doldurur. 
şef gibi bazen, yönetir de.
patron olmadı hiç, aklı da ermez onun zaten. 
bildiği tek şey, bilmediğini gizlemek.
ortaya çıkınca her şey, bir şey oluyor istediği tek şey.
kadehleri boş görünce doldurur, buz atmadan soğutur.
en önemli meziyeti ise; son tek* istediğinde 
dur der!


*Rakı konulacak kadeh tabiri.

14 Aralık 2010 Salı

İçki



içki sana beni hatırlatıyorsa korkma. 
bana da beni hatırlatıyor hep.


* Fotoğraf Ali ŞAHİN tarafından çekilmiştir.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Gri

gökyüzünde kendine yer açtığı zaman, içimdeki tüm yerlerim boşalıyor.
doldurduğum tüm kadehlere, artık dalgalar çarpar oluyor.
bir de üstümde iki damla olunca, bedenim özgürlük elçisi gibi kanatlanıyor.
saflığın, kirli gibi görünüp de aslını gösterdiği enfes tonlama.

- Bunu yazmışım 02.08.2010 tarihinde. Sonra ise;


tonunda bedenimi yıkamaya ant içerken
bedenim kutsanıyormuş, haberim yok!

gurur!
rengidir.
çoğu zaman ise; hüzün.

- Bunu yazmışım, bu tarihte.


Ve biliyorum, daha neler yazmışımdır 
boğulduğum renge dair duygularımı.

Uyuyuş ve Uyanış

yorgun…

örtüyü kaldır gözlerinden
kalbini gözyaşlarına batıran güzel
kendimde büyüttüğüm kavgalardan kaçış yolunu göster bana
derin bir kuyuya sarkıt beni
baş aşağı uçuruma bırakır gibi
siyahlar giymiş hüznün başlangıcına ineyim
dolunay ve yelken
ölümü utandıran âşıklardır onlar
ruhunu kuşatıyor artık, bedenini ele geçiren yakarışlarım
diz çöküyorum önünde, günahlarımı bağışla diye
tanrı paylaşıyor hayatı benimle
hem gerçeğim hem düşsel
geri gelecek beni almaya ecel

örtüyü kaldır gözlerinden
kalbimi ağır yaralayan savaşçı güzel
özlem limanlarına uğrayamıyor artık batık gemilerim
içinde ölen aşklarım var ve güvertede ağlayan çocukluğum
rüzgârlar hep yenildiler bana
çünkü iyiliğin gücünü gösterdim onlara
çemberi çevirin ruhumun dümencileri
götürün beni melekler şehrine
buseler yetiştirdim kurak topraklarda
insanlar öpüşmeyi öğrendiler
sevgiler dölledim güneşe tutunarak
aşkın gücüyle yıkandı uyuyanlar
varlık ve yokluk bütün resimlerin çözülen denklemidirler
hem gerçek hem düşsel
geri gelecek beni almaya ecel

* Murat Yılmazyıldırım/ Kara Aşka Beyaz Göndermeler

Şimdi İse

odanın fransız balkon tabiri yerinden sokağa baktığım anda dökülürdü kelimeler yollara.
şimdi ise arabalar geçiyor, bakıyorum sadece.

geçmiş fiilleri uyarladığımda eylemin yüküne
di'li zamana selam çakar yüklemim.
sıkılmadan hatırlar, gülerim.
içtendir sevmelerim,
şimdi ise düşlerim.

3 Aralık 2010 Cuma

Melis Danişmend - Bin Doz Öfke

Sen Mutlu Ol Ben İçerken Diye

söylenen her kelimeyi, anlam kargaşasına sürüklememek için,
ayırmadan birbirinden, "bir" yapma gayreti kendimde.
cümlelerin varlığına sığınırım,
ne zaman aşık olsam.
bu sefer çok koydu, çoluk çocuk ağladık mahallede.

söz verdik, içtiğimiz içki şişelerini duvara dizip de kırmamak adına.
bu sefer saygı duyduk.
sanki hepsi sevdamızdı,
bu sefer farkındaydık.
ağlatmadık, ya da hep ağladık varamadık farkına
yüreğimizin sesinden bir türkü melodisi yükseldi
yağmur yağıyor sandık da
sondan ikincimiz daha fazla ağlıyormuş, ona aldandık.

selamsız geçen mahalle yakışıklısı geç döndü eve.
o da bize dönecek, biz dönerken kaybettiğimiz oyunlara.
şakalarımıza yenilmeden son kadehleri de kaldıralım dedik,
meğersem son şişe hala yanımızdaymış
duvara koyulmayıp da yalnızlığa terk bırakılan.
hadi çabuk,
bizim gibi kalmasın bu, karşısında duvarda beklerken sevgilisi.
tek dileğimiz buydu,
bari biz içerken o mutlu olsun.
içimizden geçen ise;
sen mutlu ol, ben içerken
cümlesiydi.

Öldür Beni

söyleme!

kinaye içerir bazen, aldırış etmezsin.
gerçek dışı olaylara gebedir, bilemezsin.
gülleri soldururken bakar yüzüne
nihayetinde bir tutam sevgidir belki de
saygıda kusur etmemek için son dileğidir
karşı gelemezsin.

Dost Kapası Kapanırken

Geri gelecek beni almaya ecel, dedi.
Dur, daha vakit varken bir duble rakı içelim, dedim.
Büyüksün sen, dedi.
Büyük söyleriz peki, dedim.